Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu Açıklaması

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu Açıklaması


Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, "Bir defa bunu ben kökten reddediyorum. 'Evetçiler', 'Hayırcılar' diye iki kamp olmaz. Bugün için şartlara bakarak, ülkemizde yaşayan insanlar, bir tarafı tercih ediyor. 'Evetçiler, Hayırcılar iki blok haline gelsinler, kendilerini daha güçlü yapacak birtakım adımlar atsınlar' gibi spekülatif, hayali senaryolar oluşturuyorlar. Bunu doğru bulmuyorum. Onun için 'Hayırcı' bir blok oluşması diye bir şey yok. Öyle bir blok da yok zaten." dedi.

Bursa'nın Gürsu ilçesinde, bir sosyal tesiste Gürsu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜSİAD) üyeleriyle bir araya gelen Karamollaoğlu, burada gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin "Abdullah Gül, Meral Akşener ve Deniz Baykal'ın referandumdan sonraki siyasi söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Karamollaoğlu, "Bunların bir kısmı spekülasyon. Birisinin, başka birisi için birtakım fikirler geliştirmesi, bunun gerçekleşeceği, gerçek olduğu manasına gelmez. Sayın Gül de bu konuda biraz üzüntülü olduğunu ve bu söylemlerin doğru olmadığını söyledi. Ancak bir gerçek de var ki toplumda bir arayış var. Referandum neticesi toplum ortadan ikiye bölündü." diye konuştu.

"En önemli konu toplumun kutuplaştırılmaması"

Karamollaoğlu, toplumun özellikle anayasa konusunda bölünmesinin hayra alamet olmadığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Böyle bir ortadan ikiye bölünme olunca fikirler karıştı. Yani 'Yarın herhangi bir konuda belki bir bloklaşma olursa bunlar, ters de dönebilir.' kanaati ortaya çıktı. Bundan dolayı da birtakım spekülasyonlar yapılıyor ama bunu bir noktanın ötesine götürmemek lazım. En önemli konu toplumun kutuplaştırılmaması. Bu referandum sürecinde ısrarla bu konuyu dile getirdik. Anayasa konusunda bile toplum kamplaşırsa bilahare ülke, çok ciddi problemlerle karşı karşıya kaldığında onu bir araya getirmek, zorlaşır. İnsanlar da gerçekleri görerek, tavır belirlemeli. Türkiye'de bu var maalesef. Yani bir endişe, korku hakim, 'Ben zarar görürüm' gibi. Fikirler ve oylar belirlenirken, bu da biraz rol oynuyor. Bu da ister istemez kırgınlığı, kızgınlığı artırıyor. Ben bunun çok ileri gitmeyeceğini zannediyorum. Spekülasyonlar, birkaç zaman sonra diner inşallah. Bir an önce uyum yasalarının çıkması önemli. Çünkü bu anayasa nasıl tatbik edilecek? Eğer yasalarda gerekli değişiklikler yapılmazsa ileride problemler doğabilir. Bekleyip göreceğiz."

Aslında ülkenin problemlerinin anayasa tartışmalarından daha büyük ve derin olduğunu aktaran Karamollaoğlu, "Ekonomik problemler, terör problemi, Ortadoğu'da terörle özdeşleşen yeni politikalar gelişiyor. Ülkemizi bölmeye çalışan başka ülkelerin çizdiği haritalar, ahlaki dejenerasyon var. Devletin, milletin borcu artmış, işsizlik yükselmiş, dış ticaret açığı da sürekli büyüyor. Aslında bunları konuşmamız icap ederken, oturuyoruz daha güzel hasbihal ediyoruz. Bunu pek doğru bulmuyorum. Ülkenin problemleri gündemde olmalı ve bunlar üzerinde mütalaalarda bulunulmalı." ifadelerini kullandı.

"Ziyaretleri yapılacak seçime endekslemek doğru değil"

Karamollaoğlu, "Bir çatı altında birleşmeniz mümkün mü? Meral Akşener, Deniz Baykal, Muharrem İnce, bu isimlerle" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Bir defa bunu ben kökten reddediyorum. 'Evetçiler', 'Hayırcılar' diye iki kamp olmaz. Bugün için şartlara bakarak, ülkemizde yaşayan insanlar, bir tarafı tercih ediyor. 'Evetçiler, Hayırcılar iki blok haline gelsinler, kendilerini daha güçlü yapacak birtakım adımlar atsınlar' gibi spekülatif, hayali senaryolar oluşturuyorlar. Bunu doğru bulmuyorum. Onun için 'Hayırcı' bir blok oluşması diye bir şey yok. Öyle bir blok da yok zaten. Bunun içinde sosyal demokratlar, belki kendilerine göre bir fikri olan Güneydoğu'daki Kürt kardeşlerimizin oluşturduğu HDP'liler var. Bunun yanında milliyetçiler var, demokrat geçinenler var. Bütün bunlara bakıldığında çok farklı kanaatlerden insanlar var. Evetçiler de blok değil. Onun da içinde çok farklı kanaatte insanlar var. Onun için ben, 'Bir şeyler yapalım, bir araya gelelim.' gibi fikirlerde olmadım."

Meral Akşener ile bir blok kurma konusunda konuşmadıklarını ifade eden Karamollaoğlu, "Ben kendisini geçmişten de tanıdığım için geldiğinde veya başka televizyon programlarında, ben de onun uyandırdığı kanaatin müspet olduğunu, mert davrandığını, yalpa yapmadığını söyledim. Onlar da memnun olmuş. O da onu ifade etti. Eskiden beri tanıdığımız, aynı koalisyonda bulunduğumuz için de biraz daha birbirimize aşinayız. Diğer ziyaretler de oluyor. Biz de ziyaretlerde bulunacağız. Bu ziyaretleri ille de tutup bundan sonra yapılacak seçime endekslemek doğru değil." değerlendirmesinde bulundu.

"Sonbahar veya önümüzdeki senenin ilk yarısında seçim ihtimali"

Erken seçim ihtimaline de değinen Karamollaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, tamamen bir varsayım. Sayın Başbakan, referandum oylamasından sonra, parti içinde değişikliklerin olup olmayacağı konusunda bir acelecilik içinde olmadıklarını, zaman içinde kongrelerini yapacaklarını, daha zamanları olduğunu söyledi. Arkasından bir baktık her şey öyle gitmiyor, hemen öne alındı ve Sayın Cumhurbaşkanı, AK Parti üyesi oldu. Onun arkasından hemen 'Kongreye gidiyoruz.' denildi. O zaman da 'Bir şeyler oluyor, herhalde erken seçim gelecek.' diye düşündüm. Bunları dikkate aldığımızda sonbahar veya önümüzdeki senenin başlarında, ilk yarısında bir seçim olma ihtimali var gibi gözüküyor."

"Ortadoğu'daki gelişmeler hükümetleri pek de tabanın hoşuna gitmeyecek kararları almaya zorlayabilir." diyen Karamollaoğlu, hükümetin bu tarz bir kararı seçim öncesi değil, sonrası almayı tercih edeceğini tahmin ettiğini ifade etti.

"Benim öyle bir niyetim yok"

Karamollaoğlu, bir gazetecinin "Seçim olsa cumhurbaşkanlığına aday olur musunuz?" sorusuna, "Şimdiden hiçbir şey söylemek mümkün değil. Benim öyle bir niyetim yok. Bir seçime gidildiği taktirde partinin yetkili organları, toplanır, oturur. Her partide birtakım görüşmeler yapılır. İttifaklar olur, olmaz, bir değil on bir cumhurbaşkanı adayı çıkar. Meclis de önemli olacak tabii. Bazıları, 'Önemli olmaz. Artık bütün yetki, cumhurbaşkanının elinde.' diyor ama Meclis, her türlü engellemelere rağmen kanun yapma yetkisine sahip tek organ." yanıtını verdi.