Istasyon Güzel Sanatlara Açılıyor

Istasyon "Güzel Sanatlara" Açılıyor


- Fakülteden detaylar
Öğrencilerle röportaj
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ile röportaj İstasyon "güzel sanatlara" açılıyor
Edirne'de 1914 yılında tren garı olarak inşa edilen ve günümüzde Güzel Sanatlar Fakültesi olarak hizmet veren bina, öğrencilere motivasyon kaynağı oluyor
Güzel Sanatlar Fakültesinin yanı sıra kampüs içinde yer alan Lozan Anıtı ve Lozan Müzesi de kente gelen ziyaretçilerden ilgi görüyor
TÜ Rektörü Prof. Dr. Tabakoğlu:
"Tren yolu var, tren var, tarih ve kültür var. Gittiğiniz zaman eserlerdeki inceliği görüyorsunuz. Orası bizim göz bebeğimiz bir yer"
Öğrencilerden Damla Sürgün: "Fakültemizdeki tarihi ve doğal ortam, derslerimize daha iyi motive olmamızı sağlıyor"
Edirne'de tren garı olarak inşa edilen ve günümüzde Trakya Üniversitesine bağlı Güzel Sanatlar Fakültesi olarak hizmet veren tarihi bina, öğrencilere akademik eğitimleri için pozitif bir ortam sunuyor.

Karaağaç Mahallesi'ndeki tren garı, II. Abdülhamit döneminde Mimar Kemalettin'e yaptırıldı. Sirkeci Tren Garı örnek alınarak neoklasik tarzda yapılan gar binası, 1914 yılında tamamlanmasına rağmen 1. Dünya Savaşı nedeniyle güzergah dışı kalmasından hizmete giremedi. Savaş sonunda Osmanlı sınırları dışında kalan Karaağaç, Lozan Antlaşmasıyla yeniden Türk sınırlarına geçti.

Karaağaç Tren İstasyonu da 1930 yılında işletmeye alındı. İstasyon, 1971 yılında Pehlivanköy-Edirne arasında yeni demiryolu hattının açılmasına kadar işlevselliğini sürdürdü.

Heybetiyle Karaağaç Mahallesi'ne gidenlerin dikkatini çeken istasyon binası, önce rektörlük binası, son yıllarda da Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılıyor.

Eski günleri hatırlatan kara tren ise bahçede sergilenmeye devam ediyor.

"Motivasyonu artırıyor"

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karaağaç Yerleşkesinin üniversitelerinin en gözde mekanlarından biri olduğunu belirtti.

Yerleşke içerisinde bulunan, eskiden tren garı olarak görev yapan Güzel Sanatlar Fakültesinin tarihi dokusunun yanında doğayla da iç içe olduğunu vurgulayan Tabakoğlu, şöyle konuştu:

"Ortam öğrencilerin motivasyonunu arttırıyor. Tren yolu var, tren var, tarihi ve kültür var, gittiğiniz zaman eserlerdeki inceliği görüyorsunuz. Orası bizim göz bebeğimiz bir yer. Yerleşke içerisinde resim, heykel, grafik bölümlerimiz var. Sadece öğrencilerimiz ve hocalarımız için değil yoğun bir şekilde ziyaretçilerin de akınına uğrayan bir yer. Adeta yaşayan bir kampüs"

Kampüs içerisinde Lozan Anıtı ve Lozan Müzesinin de bulunduğunu anlatan Tabakoğlu, alanı daha da genişleterek yeni eserleri de sergileyeceklerini belirtti.

Tek başına tarihi tren garının bile tüm ihtişamıyla dikkati çektiğini vurgulayan Tabakoğlu, ortamın fotoğraf sanatçılarına da ilham kaynağı olduğunu sözlerine ekledi.

"Derslerimize daha pozitif bir şekilde yansıyor"

Grafik Tasarımı Bölümü öğrencilerinden Damla Sürgün ise okullarının en çok doğal ve tarihi ortamını sevdiğini söyledi.

Fakültelerindeki yeşillik alanların kendilerine enerji verdiğini ifade eden Sürgün, "Bu da bizim derslerimize daha iyi motive olmamızı sağlıyor. Görselimizi geliştiriyor, derslerimize daha pozitif bir şekilde yansıyor, okulumu çok seviyorum." dedi.

Heykel Bölümü 4. sınıf öğrencisi Hasret Aktürk ise okullarının tarihi doku açısından birçok üniversiteden güzel olduğunu belirtti.

Betonlaşmış tek düze binalarda okumanın öğrenciler için pek iç açıcı olmadığını vurgulayan Aktürk, tarihle doğanın el ele verdiği bir yerde okumanın mutluluğunu yaşadığını anlattı.